Yerleşik çimlerde sararma, yosun ve yabani ot; en sık karşılaşılan üç bakım sorunudur. Her birinin farklı bir nedeni ve farklı bir çözümü vardır — doğru tanı koymadan uygulanan müdahale sorunu çözmek yerine erteleyebilir.
Çim Neden Sararır ve Nasıl Önlenir?
Yerleşik çimde sararmanın en yaygın nedeni yetersiz veya dengesiz sulamadır. Çim, kök derinliğinin gerektirdiği kadar su almadığında yapraklardaki klorofil üretimi düşer ve sarımsı bir görünüm ortaya çıkar. Bu durum özellikle yaz aylarında, sıcak ve rüzgârlı havalarda hızla belirginleşir.
Sulama sorunu olan bahçelerde sararma genellikle eşit dağılmaz: bazı alanlar yeşil kalırken bazı bölgeler kurur. Sulama başlıklarının kapsama alanları örtüşmüyorsa ya da zamanlayıcı yanlış ayarlanmışsa bu mozaik sararma deseni oluşur. Önlem olarak çim sulama rehberinde belirtilen sulama derinliği ve sıklığı esas alınmalıdır.
İkinci önemli neden besin eksikliğidir. Azot (N) yetersizliği tüm alanda genel ve soluk bir sararma yaratır; demir (Fe) eksikliğinde ise yapraklar sararırken damarlar yeşil kalır — buna kloroz denir. Toprak pH’ı yükseldikçe demir ve mangan gibi mikro besinlerin bitki tarafından alınımı güçleşir; bu nedenle sararmanın nedenini anlamak için zaman zaman toprak testi yapmak gerekebilir.
Üçüncü bir neden çim biçme yüksekliğidir. Çim gereğinden kısa biçildiğinde fotosentez yüzeyi azalır, yaz stresi artar ve sararma kaçınılmaz hale gelir. Yaz aylarında çim biçme yüksekliği normalden 1-2 cm daha yüksek tutulmalıdır; bu, bitkinin sıcak dönemlerde daha dirençli kalmasını sağlar.
Toprağın aşırı sıkışması da sararmanın sık görülen ama gözden kaçan bir nedenidir. Sıkışmış toprakta hava, su ve besin kök bölgesine ulaşamaz; bitki zamanla gerilemeye başlar. Bu durumun çözümü olan havalandırma/aerasyon işlemi ayrı bir konu olduğundan burada yalnızca sıkışmanın varlığına dikkat çekmek yeterli; ayrıntılar için ayrıca ele alınmaktadır.
Sararmanın serim aşamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamak önemlidir: yeni serilen rulonun tutmaması ve bu süreçte ortaya çıkan sararma ayrı bir konudur ve rulo çim neden tutmadı sayfasında ele alınmıştır. Burada anlatılan sararma, aylardır ya da yıllardır yerinde duran yerleşik çimin bakım sürecindeki sorunlarından kaynaklanır.
Çimde Yosun Oluşumu ve Mücadele Yöntemleri
Çimde yosun, toprağın su tuttuğu ve hava sirkülasyonunun yetersiz kaldığı koşullarda yerleşir. Yosun kendiliğinden çıkan bir sorun değildir; altında her zaman bir ya da birden fazla tetikleyici etken yatar.
En belirleyici etken fazla nem ve yetersiz drenajdır. Yağışlı dönemlerin ardından uzun süre ıslak kalan zemin ya da sık ve sığ sulama yapılan alanlar yosun için ideal ortam yaratır. Çim kökü yeterince derine inemediğinde su yüzeyde birikir ve yosun bu ortamda hızla çoğalır.
Gölgelik alanlar da yosun riskini artırır. Gün içinde az güneş alan çim hem fotosentezi kısıtlar hem de gece boyunca oluşan çiğin geç kurumasına yol açar; bu dönüşümlü nem yosun gelişimi için elveriştli koşullar yaratır. Gölgeli alanlarda yoğun yosun varsa öncelikle o bölgeye uygun çim çeşidi tercih edilmeli, gerekiyorsa seyreltici budama yapılmalıdır.
Yosunla mücadelede kalıcı çözüm, nedenini ortadan kaldırmaktır. Drenaj iyileştirilmeli, sulama sıklığı ve süresi gözden geçirilmeli, varsa gölge azaltılmalıdır. Demir sülfat içeren ürünler yosunu kısa sürede karartıp öldürebilir; ancak neden çözülmeden yapılan uygulama yalnızca geçici bir etki sağlar ve yosun kısa süre içinde yeniden gelişir. Yoğun yosun varlığında toprağın sıkışıp sıkışmadığını kontrol etmek ve gerekirse havalandırma uygulamak da düşünülmesi gereken adımlar arasındadır.
Yosun ortadan kalktıktan sonra bıraktığı boş alana çim tohumunun ya da rulo parçasının ekilmesi, o bölgenin tekrar yabani bitki ve yosunla dolmasını önler. Sürekli gölgede kalan ve hiçbir önleme karşın yosuna yenik düşen küçük alanlarda çim yerine örtücü bitki (groundcover) tercih etmek uzun vadede daha sürdürülebilir olabilir.
Yabani Otlarla Baş Etmenin Yolları
Yabani otlar, çim örtüsünün zayıfladığı her alanda kendiliğinden dolmaya başlar. Çimden önce çıkıp güneş ve besin rekabetine giren yabani otlar, seyreltik ve düzensiz bir çim tablosunun en görünür göstergesidir.
Seyreltik çimde yabani ot kaçınılmazdır: açık zemin her zaman bir bitki tarafından doldurulur. Bu nedenle yabani otla mücadelenin ilk halkası çimi sık ve sağlıklı tutmaktır. Doğru biçim yüksekliği, düzenli sulama ve mevsiminde yapılan gübreleme, çimin kapanma kapasitesini artırır ve yabani otun tutunabileceği boşlukları azaltır.
Mekanik mücadele — elle ya da aletle sökmek — az sayıda ve yeni tutunmuş yabani otlarda etkilidir. Köklü ve yayılmış türlerde ise kök kalıntıları toprağa döndüğünde sorun çözülmez. Bu aşamada herbisit kullanımı gündeme gelir; ancak herbisit seçimi ve uygulaması çim türüne ve yabani otun cinsine göre farklılaştığından, ilaçlama konusu burada ayrıntılı olarak ele alınmamaktadır — hatalı ürün seçimi çimi de zarar görebilir.
Yabani otun türünü tanımak mücadele yöntemini belirler. Geniş yapraklı otlar (karahindiba, yonca gibi) ile dar yapraklı otlar (çayır foxi, darı gibi) farklı yaklaşım gerektirir. Kimi otlar yalnızca ilkbaharda tohumlanır, kimileri ise sonbaharda; zamanlama doğru seçilmezse önlem istenilen etkiyi vermez.
Kenarlama (edging) ve bariyer uygulamaları, komşu alandan çime sızan yabani ot tohumlarını sınırlamada yardımcı olabilir. Çim ile çevre bitki örtüsü arasında düzenli bakımlı bir geçiş şeridi bırakmak yayılmayı yavaşlatır.
Bu üç sorunun — sararma, yosun ve yabani ot — ortak paydası, çoğunlukla sağlıklı bir bakım düzeninin eksikliğinden beslenmeleridir. Bakım süreçleri hakkında daha kapsamlı bilgi için rulo çim bakımı sayfasını inceleyebilirsiniz.





















